Fotoğraf çekme konusunda hiç bir iddiam yok ama çekmeyi de çok seviyorum.Bunlar fotoğraflarımdan bir kaçı.
vücudumuzda neler oluyor?
Sabahları uyanınca genelde enerjik olurum ve hayal gücümün en geniş olduğu zamanlar da genelde bu anlar olur.Mesela geçen gün insan vücudu hakkında ki teorilerimi de işte böyle bir sabahta üretmiştim.
Hangimiz neden saçımızın beyazladığını merak etmiyor? Ya da hangimiz gözyaşı,ter,sümük nereden geliyor diye merak etmedik? Ben ettim...
Herşey ben 8 yaşındayken sabah uyanıp babamın yanına gitmemle başladı.Yatakta yanyana yatıyoruz.
-baba,insanın saçı neden beyazlar?
-siyah boya biter de ondan
-baba,dalga geçme neden beyazlar?
-kızım söyledim ya,siyah boya bitince beyaz çıkar işte.
Ve işte geçen sabah kalktığımda bu konuşma geldi aklıma.Ne kadar da haklıymış babam.Gerçekten nedeni bu olmalıydı.Şimdi vücudumuzla ilgili yıllarca bizden saklanan gerçekleri paylaşmak istiyorum.Artık zamanı gelmişti.
Vücudumuzun içinde küçük cinler var.Cücemi dersiniz,küçük adam mı dersiniz,o size kalmış.Benim için onlar kırmızı şapkalı cinler.Kafamızın içinde yaşayan bu ufak canlılar merdivenle saç derimize yakın bir yere kadar çıkabiliyorlar.Saç tellerimiz onların kontrolünde.Ellerinde birer kova boya (saç rengi neyse) aşşağıdan gelen,orjinalinde beyaz olan saç telini hooppp boyayı veriyorlar saç çıkmadan.E tabi kova bu,elbet bir gün bitecek boya.Nitekim gün geliyor ve boya da bitiyor tabi.Ne yapsın küçük cinler,beyaz saçı geldiği gibi gönderiyorlar yukarı.
Bunu yıllarca bizlerden sakladıklarına inanamıyorum.Bunun yanında vücudun bir çok yerinde de çalışıyor bu cinler üstelik.Şimdilik hepimiz için bu kadar şok yeterli diye düşünüyorum.Belki uslu bir çocuk olursanız gerisini anlatırım..
Hangimiz neden saçımızın beyazladığını merak etmiyor? Ya da hangimiz gözyaşı,ter,sümük nereden geliyor diye merak etmedik? Ben ettim...
Herşey ben 8 yaşındayken sabah uyanıp babamın yanına gitmemle başladı.Yatakta yanyana yatıyoruz.
-baba,insanın saçı neden beyazlar?
-siyah boya biter de ondan
-baba,dalga geçme neden beyazlar?
-kızım söyledim ya,siyah boya bitince beyaz çıkar işte.
Ve işte geçen sabah kalktığımda bu konuşma geldi aklıma.Ne kadar da haklıymış babam.Gerçekten nedeni bu olmalıydı.Şimdi vücudumuzla ilgili yıllarca bizden saklanan gerçekleri paylaşmak istiyorum.Artık zamanı gelmişti.
Vücudumuzun içinde küçük cinler var.Cücemi dersiniz,küçük adam mı dersiniz,o size kalmış.Benim için onlar kırmızı şapkalı cinler.Kafamızın içinde yaşayan bu ufak canlılar merdivenle saç derimize yakın bir yere kadar çıkabiliyorlar.Saç tellerimiz onların kontrolünde.Ellerinde birer kova boya (saç rengi neyse) aşşağıdan gelen,orjinalinde beyaz olan saç telini hooppp boyayı veriyorlar saç çıkmadan.E tabi kova bu,elbet bir gün bitecek boya.Nitekim gün geliyor ve boya da bitiyor tabi.Ne yapsın küçük cinler,beyaz saçı geldiği gibi gönderiyorlar yukarı.
Bunu yıllarca bizlerden sakladıklarına inanamıyorum.Bunun yanında vücudun bir çok yerinde de çalışıyor bu cinler üstelik.Şimdilik hepimiz için bu kadar şok yeterli diye düşünüyorum.Belki uslu bir çocuk olursanız gerisini anlatırım..
acımasız itiraflar
Diyorum ki madem bir iş yapıcaz,temiz olsun.En kötü itiraflarla başlıyım ki güzel olan yanlar göze daha bi güzel gelsin,gelen gideni aratmasın.O halde;
İtiraf 1: Geçen yaz Side'de bindiğim paraşütte (havadayken) bayıldım.Hadi bayıldın neden kusuyosun?Hadi kustun neden 500 metre yukarda değilde motora yaklaşırken kusuyosun? Hemen bir dip not ekliyeyim korkudan bayılmadım.Aksine ben hayatımda bu kadar sıkıcı bir şey görmedim.Havada öyle küçük hareketlerle salındı ki,midem bu kadar sıkıcı bi şeye daha fazla tahammül edemedi.Tam kusarken fotoğrafım da mevcut.Ama o kadar da değil paylaşamam:)
İtiraf 2: İstanbul'a ilk geldiğim sene Beşiktaş'tan Kadıköy'e vapurla gitmeye karar verdim.Fırfırlı kısa eteğimi de giymişim yaz günü.Havam yerinde.Hop hemen jeton aldım.Turnikeden geçiyorum...geçiyorum...Şöyle hayal edelim,turnikenin elle tutulan kısmı elimde,çeviriyorum,ana!!! turnikenin öbür kolu eteğimi kafama geçirmiş!!Nasıl bir arkaya bakmama,nasıl bir bozuntuya vermemektir..
İtiraf 3: İnterraile gittiğimde Roma'da internet kafeye girip ' I want to internet' dedim.Evet dedim,bunu yaptım.
İtiraf 4: İngilizler der ki 'son of a bitch', yasemin onu senelerce 'salavırbiç' gibi bambaşka bir kelime zanneder.Evet,sözlükten bak bakiyim anlamına deseler bakardım.
İtiraf 5: Kulağım kepçe.İkisi birden değil,sadece sol kulağım kepçe.Enteresan kabul ediyorum.Fotoğraflarda genellikle sağımı dönerim.Alışkanlık olmuş.
İtiraf 6: Babam Türkmenistan'a çalışmaya gittiğinde bir arkadaşım 'Türkmenistan'ın neresinde baban?' dedi.Cevabı hiç düşünmedim 'merkezde'.
Aslında sayfalara sığmayacak kadar itirafta bulunabilirim.Ama sonraya bırakıyorum.Ne acı günler geçirmişim.Tramvatik durumlar tabi..
hoppala gassolina
Muhtemelen 6 kişinin takip edeceği bu yazılar serisine başlamadan önce ant içeyim. Andım şöyle olsun ' içimden ne geliyorsa onu yazacağıma,isimlerinin kullanılmasını istemeyen arkadaşlarımın isimlerinin sadece baş harflerini kullanacağıma (örn:G.K),ben depresyondayken benimle birlikte herkesi depresyona sokacağıma söz veriyorum'.
Neden blog açtım sorusunun yanıtına gelirsek; iç dökme, bir rahatlama, ne bileyim kağıda yazacağıma elim yorulmasın bilgisayarda yazayım mantığı. Beni bu konuda hiç desteklemeyen bütün arkadaşlarıma şükranlarımı iletiyorum.İlk yazımı yazarken biraz gergin olduğumu kabul ediyorum.Daha sonraki yazılarda gerginliği üstümden atıp ağzıma ne gelirse söyleyebilirim sanırım.Hade bakalım kolay gele...
Kaydol:
Yorumlar (Atom)


