mim-arsız

          Dedim ki ben bu bloğu ayırayım. Burada yazılarım dursun, ürettiğim ıvır zıvırlarım başka bir yerde. E vaktimde bol bu aralar çok şükür. Hemmencik bir blog daha oluşturdum.
Bu da linki
http://mim-arsiz.tumblr.com/

cüzdan

          Benim okul bitince ben her zamanki gibi kendimi el işlerine verdim. Kartlarımı ve paralarımı cüzdan taşımama rağmen çantamın içine attığım için,dedim bi kartlık yapıyım ben kendime.Gerçi kesin yine çantamın içine atıcam ama maksat bişeyler yapmak.
         Baştan aşağı benim eserim olan bu nacizane cüzdancık, basit olarak maket kartonunu kumaşlarla kaplamayla oluşturuldu.Daha da anlatıcak bişey yok.Bu işte=) Veee karşınızda mini cüzdaaaaaan.




acaba?

         Eskiden babam maç izlerken ben de onun kucağına oturur başımı boynuna gömer,orada uyurdum. O yüzden maç sesi duymak psikolojik olarak bende uyku yapıyo. Oradaki huzuru arıyorum bu aralar.Bir türlü bulamadığım o lanet huzuru. Banyodan çıkınca yavaş yavaş saçlarımı tarardı babam. Acıtmamak için elinden ne geliyorsa yapardı ağlamayayım diye. Şimdi beni öyle düşünen birini arıyorum.Saatlerce acıtmadan saçımı tarayabilecek. Elimi kırdığımda,kocaman alçılı kolumu ablamın göbeğine koyup uykuya dalmıştım ağlarken. Uyandırmadı beni bütün gece. Yükümü çeker mi biri diye düşünüyorum şu an.Bir gün pazardan annem bana saksı çiçeği almıştı, aldığı gün kavga etmiş,sinirlenip yolmuştum bütün çiçeklerini.Ertesi gün aynısını almış,masama koymuştu bile.Kaybettiklerimi geri verir mi kırdıklarım acaba?

     
    Bir fotoğrafım vardı yırtıp atmıştım çöpe, annem kıyamamış bantlamış 'ben çok seviyorum bu resmini' demişti. Acaba vazgeçince kendimden, geri verir mi biri bana ,beni? 

maniko

            Bu aralar nefes alamama gibi bir sorunla pençeleşiyorum. Akciğerler sağlam allahtan, ama iç tarafta belliki bir problem var. Teyzelerden sık sık duyduğumuz 'ay çarpıntım var' deyişi ise hayatımın merkezinde şu anda. Hareketli ve bereketli hayatımdan kaynaklanmadığına adım gibi emin olduğum bu semptomların sebebini gelin hep beraber bulalım.

            Sölüyosun millete 'yaa bu aralar çok kötüyüm nedense, bi sıkıntım var, çok bunalıyorum depresyondayım galiba'.Gelen cevap:  'ulan herşeyin mükemmel,okulun bitio, aşık olduğun bi sevgilin var, arkadaşların yanında, ailenle problemin yok,sağlığın yerinde, ne bokuna depresyondasın?'   Şimdi güzel arkadaşım, neden yukardakine karşı beni böle haksız konuma sokup,bu allahın belası tatminsiz karının her şeyi var bi de üstüne depresyona girio, izlenimi veriosun ki? Tamam bilios, herşey tıkırında, ama iç işleyişte doğuştan bi problem var belliki dimi?

            Uyu babam uyu, günlerdir normal hayatım ikinci planda, rüyalar ise kendi hayatım. Böyle eğlenceli rüyalar görülmez. Hayır insanın uyanası gelmiyoki. Düşünsene ilkokul arkadaşın, danstan tanıştığın biri, cem yılmaz, lise fizik hocan aynı rüyada. Siksen bir araya getiremezsin. Hayal bile kuramazsın yani. Episode 1,2,3 diye de gidiyo hazır, ben de koyuyorum götüne uykunun. Hayır kalkıp napıcam? Ama bünye bir alıştı bu duruma, sokakta yürürken başım eğik yürümeye başladım,o derece. Yarı uyur modda.

             Baktım durumlar kötü bende. Teyzeye bağladım 'ayyyhh nefes alamıorm, ayhhh geldiler bana sağdan sağdan, oyhhh içim daraldı, amaaaannn çarpıntı yine'. Hemen çaktım bi telefon 'manita, gel kurtar beni, ben ölecem haa'. Şimdi gelmek üzere onu bekliyorum.Cızırtı yaptığında yanına yaklaştığın radyoların sesi düzelirya bir anda, belki de sevgili gelince düzelirim umudu taşıyorum,küçük beynimle bunu umut ediverdim dün gece.

             Diyeceğim şudur ki a dostlar, benim gibi mükemmel, harika, destansı, anbilivıbıl bi insan bile depresyona girebiliyorsa, herkeşlere açık demekki bu kapı. Ama girerken kapıyı kapatın arkanızdan ki cereyan yapmasın. Hepimiz içerdeyiz sonuçta.