soon we'll be found





Come along it is the break of day

Surely now, you'll have some things to say
It's not the time for telling tales on me

So come along, it won't be long 'til we return happy
Shut your eyes, there are no lies in this world we call sleep
Let's desert this day of hurt, tomorrow we'll be free

Let's not fight, I'm tired, can't we just sleep tonight?
Don't turn away, it's just there's nothing left here to say
Turn around, I know we're lost but soon we'll be found

Well, it's been rough but we'll be just fine
We'll work it out, yeah, we'll survive
You mustn't let a few bad times dictate

So come along, it won't be long 'til we return happy
Shut your eyes, there are no lies in this world we call sleep
Let's desert this day of hurt, tomorrow we'll be free

Let's not fight











dün gibi

zamanımın bittiğini söylüyorlar sevgili
oysa ben yeni başlamıştım özlemeye seni
o çok sevdiğin rüzgarla girip dünyama
o çok sevdiğim yağmurla gittin dün
her dün, yeniden alıyor yağmur seni
ihanet eden sen mi, yağmur mu bilmediğimden
artık özlemek bile gelmiyor içimden

bitmeyen dans

            Kocaman bir balo salonu.Tıpkı eski filmlerdeki gibi. Kabarık eteklerini ellerinin arasında hissediyorsun. Tek prenses sensin o odada. Ayakkabıların yepyeni.Altın rengi güzel ayakkabıların, istediğin kadar dans ettirecekler seni. Devasa salonun ortasında bekliyorsun. Tek başına. Korkuyorsun, eteğinin kabarıklığı bile gizleyemez korkunu. Önünde 5 sandalye. Hepsinde, karşı konulamaz yakışıklılıkta beş erkek oturuyor. kalkıyor en soldaki, sana doğru yürümeye başlıyor. Adım Yasemin, ben de öfke.. Sıkı sıkı tutuyor seni belinden. Canını acıtıyor.Gözlerine bakmaya korkuyorsun.Asla bırakmayacakmış gibi bakıyor,tenini eritecek kadar sıcak elleri.Sahnede bir tek ikiniz, deliler gibi dönüyorsunuz. Ayakkabıların kayıyor o köşeden bu köşeye. Bir santim bile kıpırdayamıyorsun kolları arasında.Sıkı sıkıya yapışmış sana. Ne kadar dans ettiğinin hesabını tutamıyor aklın artık. Bir anda bırakıyor seni kollarının arasından.Şaşırıyorsun. Hemen bir başkası tutuyor ellerinden. Merhaba ben Yasemin. ben de hayal kırıklığı..Daha kibar bu seferki.Ama daha çok acıtıyor canını.Oysa bir öncekinde, daha fazla olamaz diye düşünmüştün. Nasıl yapıyor? Elini o kadar da sıkmıyor oysaki.Bıraksan gidecek. Anlıyorsun sonra,vücudunu yapıştırmış seninkine.Kalp atışlarını duyuyorsun.Çok yakın..Acıtan bu.Başın dönmeye başlıyor dans etmekten. Ama bu seferki çabuk gidecek biliyorsun. Göz açıp kapayana kadar gidecek. Gözlerini kapatmışsın bir anlığına, ve karşında yeni birisi. Ben Yasemin, ben de özlem. Gülümsüyorsun istemeden. Hoş geldin özlem. Çok naif geliyor davranışları. Çok kibar. Her değişen partnerinde daha da canın yanıyor. Nasıl yapıyor anlayamıyorsun. Sorgulamıyorsun da artık. Dans ediyorsun sadece. Artık başın dönüyor. Adımlarını düşünmene gerek yok. Çok güzel idare ediyor seni. Düşünmene gerek yok, bırak kendini.İçinde hepsi, bu dans da bitecek biliyorsun.Artık çok dönüyor başın,ayakta duramıyorsun. Bir an kapatıyorsun gözlerini, açtığında aynı kişi. Ama bir farklılık var hissediyorsun. İçinden sarılmak geliyor sıkıca. Boynuna gömüyorsun burnunu. Faklı kokuyor.Bambaşka kokuyor. Aynı surat, ancak başka bir kişi karşındaki. Merhaba..Merhaba..Ben Yasemin..Ben aşk..Tek vücutsunuz artık. Sımsıkı sarılmış,sadece sallanıyorsunuz. Çıkarmışsın ayakkabılarını. Gitmesin istiyorsun. Bu sefer sen sarılıyorsun öncekilerin aksine. Gitmesin..Kokusunu çekiyorsun içine derin derin. Sonra fark ediyorsun ki kokmuyor artık. Başını kaldırıp bakıyorsun suratına. Gidiyor..Yavaşça bırakıyor seni. Ben Yasemin.. Ben umut.. Tutmuyor elinden, belinden.Dokunmuyor sana.Karşında sallanıyor yavaşça. İzliyorsun doya doya. Gitsin, gitmesin, fark etmez.. Elini uzatıyorsun ona doğru. Gidiyor...
Yalın ayak duruyorsun kocaman salonun ortasında.Hepsi gitmiş.Başın dönüyor.Ne kadardır dans ettiğini kestiremiyorsun. Önemi yok.Hepsi gitti. Müziği dinliyorsun tek başına. Fark ediyorsun ki, salona ilk girdiğinde sen seçmiştin çalacak şarkıyı. Kendi seçimin olan tek şey bu. Ne karşı gelebildin dans etmek isteyenlere, ne de çok istedin onlarla olmayı. Ama şarkıyı sen seçmiştin. Hepsi gitti, ama şarkı,senin seçtiğin şarkı hep çalacak. Hayatın boyunca duyacaksın bu müziği..Senin seçtiğin müziği...

           Ayrılıklar zordur. Hiç bir duygumuzu kontrol edemesekte bu süreçte,başımızı döndürseler de bizden habersiz, neyi nasıl hatırlamak istediğimizi kendimiz seçeriz. 

Duygular gider, şarkı kalır... 


















ağla kadın ağla

           Ooo ne kadar uzun zaman olmuş yazmayalı. Bloga şöyle bir baktım ama eski yazılarımı okuma fobim olduğundan, kendi hallerine bıraktım minnoşlarımı. Yuvarlanıp gidiyorlar kendi kendilerine. Bir tane daha yuvarlanan ekliyeyim dedim bu kervana. 

           Geçenlerde konuşuyoruz arkadaşlarla, ben yine klasik ahiret sorularımdan soruyorum, dedim ki; 'hiç böyle sinir krizi geçirdiğiniz oldu mu gençken? Ya da filmlerdeki gibi salonun vitrinindekileri masadakileri falan elinizin tersiyle ittiğiniz? '. Erkeklerin hepsi ya bir kapıya yumruk atmış, ya duvara yumruk atıp parmakları gömmüş kendi bileğine kadar, ya şuursuzca cama geçirmiş o sinirle, ya da bilimum şişedir,vazodur,telefondur atıp parçalamış. Kızlara sordum aynı soruyu, NOTHING!  Yani maksimum kapı çarpma vakaları, yatağa gömülüp ağlamalar,evden kaçıp arkadaşa gitmeler (bir gece sonra dönülmüş), günlüğe hunharca yazı yazmalar falan. Anlatmaya değer hiç bir şey yok. Ne bir el yarılması, ne dört parmak kırılması, hiç bir şey! Ve sonra düşünmeye başladım (her zaman ki gibi). Erkek olmak ne güzel şey yarabbim. Adamlar bir damla öfkeyi siniri içlerinde tutmuyorlar. Öfke mi? Bir şey kırmak lazım (kendi elleri dahil). Ayrılık mı? Yine bir şey kırmak lazım (kızın kalbi dahil). Çata çuta telefon atıyorlar arkadaş. Ben o sinir seviyesine geldiğimde, elimde telefon çok düşündüğümü bilirim. Şimdi duvara atsam, param parça olsa ne güzel olur. Ama önce sim kartı mı çıkarsam? Babam alır mı ki yeni telefon? Evdeki eski nokia'yla kaç gün geçirebilirim acaba? Duvarı da yeni boyadık, pislenir mi ki? Tabi tüm bunları düşünürken, havadaki sağ kol bir bakmışsın kucağına düşüvermiş. Ulan atıp kırsana düşünmeden. Yapabildiğim maksimum çılgınlık yatağa fırlatmak olmuştur. Ki yatağın yanından düştüğünü görünce, bir sonrakini koltuğa fırlattım. Sonra neden kızlar dengesiz a.q. Dengesiz oluruz tabi. O sinirlerin hepsi senelerce birikmiş bünyede, her ay anca bir kere 'ay çok sinirliyim üzerime gelme' deme hakkımız var. (ki o da anca erkeklere söker, kızlar birbirini asla alttan almaz o durumda).

             Başka örnekler verecek olursak.Erkekler her gün düzinelerce küfrederek deşarj oluyorlar. Kızların küfretmesi ayıp ama. Yakışık almaz. İtici gözükür. O ne öyle erkek gibi dimi? Ben böyle işin teeee.... Bak küfredemiyorum bile.Erkekler mutlaka hayatları boyunca birileriyle tekme tokat girmiştir birbirlerine. Yumruk yemiştir, yumruk atmıştır. Rahatlar, bedendeki enerjiyi atarlar böylelikle. Hatta bunları arkadaş ortamında anlatarak bir kere daha aynı hazzı yaşayıp bir kere daha rahatlarlar.Ben hiç tekme tokat birine girmedim, ya da dayak yemedim. Bilemiyorum yiyen yada yediren kız var mı?  Peki biz nasıl deşarj olucaz kardeş? O birikmiş öfke nasıl temizlenecek bünyeden?

 Bak şöyle
             Sevgilinin seni aldattığını öğren. Hesap sormak için buluş. Yok mok ık bık yapsın. Sen bağır çağır. Evet bir bok yedim bir daha olmaz falan desin. Ökfenden kudur. Ama sakın bir şeyler kırma. Çünkü parmağın kırılır, sonra ne bileyim allah korusun elin kanar.Telefon desen pahalı bir şey, sakın atma herifin suratına. Başka cisimler de atma, çünkü kork. Sonra kızın ismini öğren, onu ara bi güzel sıç ağzına. Ama saçını başını yolama. Sinirden öl. Başla ağlamaya kardeş. Nasıl bana bunu yaparsın diye başla ağlamaya. Ağla bacım, daha da ağla. Yastıkları falan yumrukla anca. Adamın göğsünü falan yumrukla. Ama ağlamaya devam et. Çık git herifin yanından, eve git biraz daha ağla. Bir hafta ağla, bir ay ağla. Bak, nasıl geçmiş öfken. Kedi gibi olmuşsun sonunda.Öfkenden eser yok artık. 

Başka bir seçenek şu; 

             Bin taksiye, taksici yüzde 90 ayı çıksın. Senin yanında millete ana avrat düz gitsin. Sen arkada inceden bir kork. Sonra yolu uzatsın ( çünkü yüzde 90 hem ayı hem çakal), sen hık mık 'pardon neden buradan gittik de' , 'ablacım bi git allasen, zaten sinirim tepemde, sana mı sorcaktım kırk yıllık şöförüm ben' desin. Sen sinirlen üslubuna ' beyefendi nasıl konuşuyorsunuz siz öyle, ben müsteriyim tabi ki bana soracaksınız' de. Ayı daha da sinirlensin, bağırsın çağırsın. Sen bir iki cırla, ama aynı zamanda da çok kork. Çek kenara inicem de. Çeksin kenara bir iki küfretsin sana. Sen polis çağıracağım ay bana bir şeyler oluyor diye gevele. Sinirden öl. Sonunda hızla bir kapıyı kapatıp sinirimi atıcam diye geçir içinden. Adam sen daha kapatamadan son gaz basıp gitsin, giderken son küfrünü ekolu bir şekilde duy. Sonra trafik ışığının orada biraz ağla. Ağla canım benim. Birazcık daha ağla. Yok yetmez ağla sen rahat rahat. Bak bir bakmışsın diğer taksiye binivermişssin, sinirden eser yok. 

           Taciz etsinler ağla, tecavüz etsinler ağla, anan baban dövsün ağla, kocan dövsün ağla,arkadaşınla kavga et ağla, sevgilinde tartış ağla. Sen anca ağlarsın bacım. Bize bahşedilen görev buymuş.Ağlamak gibi ulvi bir görevimiz var bizim. Hatta deyim bile üretmişler üzerimizden ' karı gibi ağlamak'. 

           Sonra kadınlar neden dengesiz? O kapıdan yumruğumu geçirdiğim an, telefonu birisinin kafasında parçaladığım an, bana küfredene ana avrat düz gittiğim an, tekme tokat birine daldığım an, ben de dengeli olacağım. Vallaha olucam billaha olucam.