italya bir iki..yaşlıya yer verin len

İki kız arkadaşımla yaptığım 10 günlük İtalya gezisinden sonra

söyleyeceğim bir takım şeyler var;

1.Pasaport kontrolünden yeşil pasaportla çıkmaya çalışırken polisin kaşlarını kaldırıp,yüzüme bakıp 'hanımefendi dalga mı geçiyorsunuz vizeniz olmadan gelinir mi buraya' dediğinin kabusunu tekrar tekrar görüp, kontrolden geçerken 'noldu y.....m? kapı gibi yeşil pasaport' dermişim gibi bir edayla geçişim görülmeye değerdi.

2.Roma'daki hostele gittiğimizde resepsiyondaki adam 'ikiniz bir odada,biriniz başka odada kalacaksınız' dediği anda zaman durdu ve bakışlar bir anda üstüme yerleşti.O anda anladım önceden interrail yapmış olmak demek cesaretli olmak demekmiş gavur ellerde.Altı kişilik karma odaya,sırtıma vurularak gerdeğe girer misali sokuldum. 'hani karmaydı lan? bi ben karıştırmışım burayı' hissiyatıyla ,beş erkek oda arkadaşımla tokalaşıp memleketlerini öğrendikten sonra, bir baktım halay çekiyoruz odanın içinde.Üç gece boyunca her gün yaptığımız tek tartışma hangimizin halay başı olacağıydı.O derece bağlandık birbirimize.

3.Hepsi yalan.Birini bile uyanıkken görmedim.Çünkü onlar 'genç gezisi' adı altında gece 5te uyuyup öğlen 1de uyandıkları ve bizim 'emekli gezisi' adı altında sabah 7de kalkıp akşam 12de uyuduğumuz için olsa gerek genelde ağızlarından salyalar akarken gördüm hepsini.

4.İtalya'nın büyük ihtimalle yer altı komple su olduğu için, ya da dünya su kaynaklarından su aşırdıkları için bol bulunan ve utanmadan,adım başı bulunan çeşmelerden şarıl şarıl bu suyu akıttıklarından olacak 'nerde beleş oraya yerleş' zihniyetiyle,ilk gün alınan su şişelerinin sürekli doldurup doldurup kullanılmasıyla, yaklaşık olarak her bünyeye 7'şer şişe su girdi.Ancak çıkışta sorunlar yaşadık, sonradan öğrendik İtalyanlar çıkmayan su icat etmişler.

5.Açalım yukarıyı : İşeyemedik arkadaşım!! Nereye gider içilen bunca su derken, koltuk altlarımıza bakmamızın yeterli olacağını akıl etmemiz uzun sürmedi.

6.Roma'da başlayan 'Daş-gaya' turumuz, Floransa'da 'isa- meryem', Venedik'te 'köprü-su' olarak ilerledi. Milano'ya geçtiğimizde 'şükürler olsun medeniyet' nidalarımız eşliğinde, mağazaların vitrinlerine ağzımızı ve burnumuzu yapıştırıp 'easdaewd çooooohh göselmüiiüiişşş' dediktan sonra bir baktık saat gecenin 12si.Tüh kapanmış tükanlar. Daş-gaya, İsa-meryem olduğunda sabaha kadar açık a.q! 

7.Trende ineceğiniz durak kaçırılırda, inatla inilmesi gereken durakta inilmez ve 'yööö ben biliom, bi soraki durak daa yakın kii' dersen, kaderine boyun eğecek rehberliğinin içine tüküreceksin gelip başkaları tükürmeden.

8.Büyük ihtimalle İtalya'nın meşhur yakışıklı erkekleri yıllar evvel topluca yaptıkları siesta esnasında kaçırılmış ve salınmaları için dünyanın hazır olması bekleniyor.Biz göremedik kendilerini.Gözümüze çarpar gibi oldu, toz geldi zannettik sildik.

9.Haklarını da o kadar yemeyelim, güneyde sıcaktan doğal seleksiyona uğradıklarından zaar, kuzeye doğru gittikçe kurduğumuz tuzaklara düşenleri birer birer toplayıp çantalara attık.Getirene kadar havasızlıktan kaybettik hepsini. Dedim ' noldu, hepiniz pek bir havalıydınız orlarda? ' 

10.Venedik tuttu beni arkadaş.Milleti romantiklikten tutar, beni su tuttu. Bu nedir? Sallanıyo bastığımız yer, farkında değil kimse. Hala aşk meşk.Kafanız iyi olmuş sallanmaktan, haberiniz yok.

11.Doğru pizza ve makarnayı bulamadığımıza o kadar eminim ki, bir daha gidersem italyanın kapısında durup 'en iyisini yemeden şurdan şuraya gitmem' diye cırlıcam. Nerde ulan bu enfes makarnalar pizzalar? Kebap getirdiydik değiş tokuş yaparız diye.

12.Taharet musluksuz tuvaletlerden, taharet musluklulara geçmek, kızgın kumlardan serin sulara atlamak gibiydi bizim için. (burada keseyim ki geri kalan maddeler için amansızca bir okuma istedi doğsun herkeste)


devamı sonra... =)

20.07.2011

             Benim başıma gelmez ironik şeyler.Bu bir işaret dediğim şeyler olmadı şu ana kadar.Saat sabahın 5i, penceremin önünden bir kuş tüyü salına salına indi aşağıya...
             Çabuk yorulurum ben. O yüzden kuş kalpli derler bana. O gün uçan kalbim, tüyünü önüme bıraktı demin.Yine çabuk yorulurum, eminim. Ama artık uçmayı öğrendiğine göre kalbim , geri dönsün istemem yuvasına. Başka insanlara konup, tertemiz duygular yaratsın, tekrar gidene kadar.

kırmızı erik

              Dün akşam üstü kendimi çimlerin üstünde sırtüstü uzanıp  http://www.youtube.com/watch?v=pk11KWFMZy0  bu şarkıyı dinlerken buldum. Gördüğüm sahne aynen şöyleydi; masmavi ve bulutsuz bir gökyüzü,fotoğrafa yandan giren bir ağaç dalı ve ucundaki kırmızı erik. Bir anda her şey çok basit geldi gözüme. İster istemez gülümsedim. Bir ağacın gökyüzünün yardımıyla oluşan eriğinin kıpkırmızı rengi gibi basitti her şey. Bir anda kitabın bir türlü açamadığım, ön sayfaya yapışmış olan sayfasını zorlanmadan açıverdim. Önümde bomboş, yan yana iki saman rengi sayfa.Ne yapacaktım şimdi? Öncesi ve sonrası belli olan bir kitabın tam ortasındaki bir basım hatası. Ne kadar da güzel bir hataydı. Nasıl olsa öncesini biliyordum, ara vermiştim okumaya uzun süredir ama biliyordum,aklımdaydı. O zaman ben yazardım boş kısmı. Sığmazsa yazacaklarım,her seferinde daha da küçültürdüm yazımı. Heyecanla kalbim çarpmaya başladı.Yüzümde muzur bir gülümseme, hikayenin bana ait olan kısmını düşünmeye başladım hemen.Hatırlamak için bakmadım bir önceki sayfaya, ya bakarsam diye korktum ama yazdıkça, kendi yazdıklarımın büyüsüne kapıldım bu sefer. Bakmam artık kitabın başına. Sonrasına da bakmam asla. Tek düşündüğüm nasıl sığdırırım bunca düşünceyi iki sayfa saman kağıda. Tekrar baktım gökyüzüne,ağaç dalına ve ucundaki kıpkırmızı eriğe. Basit geldi her şey bir anda...Mutluydum sonunda.


                                                               ADELE-turning tables
                                                             http://fizy.com/#s/23a3vh