Bir ben var benden içeri diyorlar ya, güzel. Eğer bir taneyse sorun yok.Çift benlikli olmak çok benlikli olmaya nazaran, küçümsenemeyecek derecede önemsiz bir mesele. Peki ya pamuk prenses yedi cüceleri yutmuşsa? İyi kalpli, güzeller güzeli kızın birdenbire öfkeden kudurduğunu, ardından uyuduğunu, ardından histerik bir biçimde güldüğünü düşünün. Kötü kalpli kraliçe olup, boş kıskançlık yaşamayı ve kinimin esiri olmayı yeğlerdim ben.
Yuttuysanız o yedi cüceyi, hayatınızın boktanlığıyla başedemediğinizi anlar ve zehirli elmayla kandırılmayı beklemez, elinize geçen her elmayı ölmek umuduyla ısırırsınız. Ama kraliçe bile bu dengesizin peşinden koşmaktan vazgeçmiş, seri ürettiği elmaları piyasadan geri çekmiştir. Cücelerinizle birlikte çektiğiniz bu kalabalık yalnızlıkla yaşamayı öğrenmeniz gerekmektedir. Pamuk benliğinizi aramaya kalktığınızda acıkmış veya tuvaleti gelmiş cüceler tarafından alıkoyulursunuz her seferinde. Onların sorunlarıyla ilgilenmekten, unutursunuz gerçek sizi.Sanki hiç var olmamış gibi.Yakışıklı bir prensiz öpücüğüyle bulmayı umduğunuz benliğiniz için, önce zehirli elmanın cefasını çekmeniz gerekir.Ki bu da imkansızdır. Kendi ellerinizle tuttuğunuz avcıdan kalbinizi sökmesini istersiniz. Belki bu iyiliği yaparsa size, prensiniz o bile olabilir. Sizi kırmaz, çıkarıverir tek hamlede kalbinizi. Kalpsiz bir prenses nasıl olursa öyle olmayı ummuş, bu boktan bedenden sıkılan cücelerinizin artık sizi terk edeceğini düşünmüşsünüzdür. Ama her şey beklediğiniz gibi olmaz. Ne avcıdan prens olabilmiş, ne siz kaybettiğiniz prensesi bulabilmiş, ne de cüceler vazgeçip terki diyar eylemişlerdir. Şimdi tek bir bedende, kalpsiz, çaresiz ve çok kalabalıksınız...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder