life sucks!

             Filmlerdeki en klişe laflar hayat üzerine olur. Sana dokunmak hayata dokunmak gibi. Hayat ne kadar acımasız. Hayat sevince güzel... Hala soyut mu somut mu olduğuna karar veremediğim 'hayat' kavramının, çoğu zaman içini doldurmaya çalışsamda beceremedim. Hayat derken benim hayatımdan mı bahsediyoruz, yoksa aksine benim dışımda gelişen olaylar ve insanlar silsilesinden mi? Yok, bir türlü anlayamadım kapsamının ne olduğunu. Nitekim, birisi 'hayat' dediği gibi aklımdan ve içimden geçen ilk cümle 'hayatın ta amına koyim' olmuştur. Sebebini bilmiyorum. Kendisiyle bir alıp veremediğim yok oysaki.
              O zaman içi boş bir kabı doldurmak yerine içi dolu olanları boşaltmak daha cazip geliyor. Ne de olsa yıkmak yapmaktan her zaman daha kolaydır.Amma ben böyle düşünürken, hiç beklemediğim bir gerçekle karşılaştım. Bazı kapların içindekiler çimento kıvamında! Mesela öfke kabı. Yemin ederim dışındaki kap çatlar, kendisine bişey olmaz. Öyle sinsiiiii, öyle yüzsüz. Sağıma soluma bakıp 'sabır' kazmasıyla eşeleyip, 'empati' küreğiyle boşaltmam gerek. Söylenişi kolay, ama malzeme bulması zor. Toptan satılmıyorlar zaar. Arada bulasın. Hadi buldun, eşeledin, kazdın. Çıkanları elinin tersiyle, önceden siktir ettiğin 'hayat'ın içine yollayıver. Ha sonsuz hayat boşluğunda, gelir yine seni bulurlarsa, çöllere dön ve ilk gelen ayıya sarıl. Daha bir çok kavram var taş gibi olan.Kıskançlık, kincilik, bencillik... Çok yorulduysan,bambaşka isimler uydur, karaborsadan satıver hepsini. Sonra ellerini ko başının arkasına, yasla ayaklarını sehpaya, izle milletin can çekişmelerini.


             Diyeceğim şudur ki; aşkmış, hayatmış, huzurmuş.. içini bir türlü dolduramadığımız, ortak paydada buluşamadığımız kavramlar hakkında uğraşmak yerine, kök salmış çimentolaşmış olanları boşaltmakla uğraşmak gerek. Gerçi çok düşünürsen 'amaaan hepsinin amına korum' ...

Hiç yorum yok: