hoşgeldin diktatör

                 şu aralar kendimi kaptırmış sanal alemde sürünürken, birden ' yeter artık' sinyalleri gelmeye başladı her yerden. bir şeylere bağımlı olma olasılığım çok yüksektir benim.illaha içinde bağımlılık yapıcı madde olması da gerekmez.bir kişiye, bir hayvana, diziye, filmlere, kitaplara, dansa, yemeğe... bir şeyi bokunu çıkarana kadar yaparım. bir şeyi önce mahveder sonra toparlarım.huy işte..ama iş insan ilişkilerine geldiği zaman aynı toparlama sistemi insan doğasında işe yaramadığı için error veriyor.ya ben hayal kırıklığına uğruyorum ya da karşımdaki.çok geç olmadan dur demek lazım bir şeylere.o yüzden istemeyeceğiniz kararlar vermek zorunda kalıyorsunuz bazen.

                insanı büyüten şey zaman ya hani.ya da zorluklardır yaşadığı. ben iteliyorum kendimi büyütmek için. sanki o zaman trenini kaçırmışız da ,ben çocukluğumun elinden tutmuş trenin arkasından koşturuyorum büyüme çizgisinin üstünde.şu sıralar o kadar alıştık ki o trende olmamaya, artık koşmuyoruz bile ardından. el ele yürüyoruz. belki daha yavaş, ama daha çok farkına vararak yürüyoruz.her adımda yüzümüzdeki akı bırakıyoruz rayların üstüne.

              işte bu dönem öyle bir dönem ki benim için, bendeki 3 ben ile artık ilgilenmek zorunda değilim.akıl-kalp-iç güdü koalisyonu yerlerini diktatörlük sistemine bıraktı.ani ve kökten bir değişim ama güzellikten anlamadılar.hem biraz tatil onların da hakkı.hem fiziksel olarak hem zihinsel olarak değişime ihtiyacı olan bu canlı, sonunda bir şeyleri başarabilmenin mutluluğu içinde ancak daha başarılacak çok şey var.yeteri kadar şey nasıl başarılır, ne zaman tatmin olunur bilemiyorum. ama zamanı geldiğinde, kendimden giden ben, geri döndüğümde kendime ,diktatörlük yerini olgunluğa bırakmış olacak.
           
         

Hiç yorum yok: