bu gün okuduğum kitapta dikkatimi bir cümle çekti.herkes kendini bulur başkalarının yazılarında ama "birebir aynısını düşünüyorum" cümlesi zor çıkar ağzınızdan.yüzümde bir tebessüm, "evet ya evet, yıllardır bunu anlatmaya çalışıyordum ama doğru kelimeleri bulamıyordum" dedim içimden.
"şiir tek kişilik bir zevktir,yalnızlığın sanatıdır.Diğer insanların dikkatini dağıtmasını ,şiirleri senin asla okumayacağın şekillerde okumalarını istemezsin.Bir şiiri gülünç duruma düşürmenin, harap etmenin yolu onu herkesin içinde okumaktır.yazarlar okunmalı, ama dinlenmemelidir."(sinestezya-jeffrey moore)
Hiç bir zaman tiyatro düşmanı olmadım.severim de kısmen.ama aynı, şiir okunmasında olduğu gibi, o yapay vurgular, normal hayatta verilmeyen tepkiler ve abartılı mimikler beni deli ediyor. tiyatro izlemem gerekiyorsa, o tiyatronun havasına girmek zorunda hissediyorum kendimi.eziyor beni tiyatro,geriyor. tiyatral diye bir laf var bir kere. sanki gerçek hayatta var olan duyguları ,hamur gibi sahte bir malzemeden tekrardan yapıyorlarmış gibi geliyor sahnede. enteresan bir tezat ama bazen çok canım çekiyor tiyatroya gitmeyi. hıçkıra hıçkıra oynanılan trajedileri, haykırarak gülünen komedileri isterim yanımda kimi zaman. belki de ben onların yanında olmayı isterim. çünkü o zaman sıradan hayatlarımızdaki sıradan duygularımız daha da önemsizleşir gözümüzde.sahnede oynanan senin hayatındır ama , duygular tiyatronun duygularıdır. bir yabancı gibi oturursun koltuğuna, bir yabancı gibi alkışlarsın sonunda ve yine bir yabancı gibi gidersin evine.yatağına yattığın zaman, sabah kollarını açarak aşırı neşeli ve tiyatral bir şekilde güne merhaba demenin hayaliyle uyursun.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder